Wednesday, August 07, 2013

Emenike Reloaded

Posted by durach


Emenike hakkında yazı yazmayanın ayıplandığı bugünü ben de boş geçmek istemiyorum. Kendisini Karabükte oynadığı sezonlarda pek izlemedim, Fenerbahçe - Spartak maçlarından izleyebildiğim ve youtube videolarının verdiği az çok fikir var elimde. Bu sebepten atıp tutmayacağım, hayırlı olsun.

Benim değinmek istediğim nokta ise Emenike'nin aslında hiç gitmemiş oluşu. Emre'nin Atletico macerasını anımsarsınız, yarım sezon kafa istirahati almıştı takımdan ve iyi de olmuştu aslında onun için. Benim fikrim Emenike'nin de aynı yöntemle olaylardan uzak tutulmak istendiği ancak tercümanın "Bak yarın öbürgün almak istediğimizde laga luga yapmayın" cümlesini yeterince iyi çeviremediği yönünde. 

Aykut Kocaman'ın elini öperken de, Avrupa maçlarımız öncesi şans dilerken de bizden birisiydi aslında O. 

Bir Anekdot..

Posted by durach



Dün akşam oynanan maçı cafede izlerken arka sıramda oturan bir çift vardı. Çiftin hatunu benim eski denemelerden birisi olduğundan sesleri hafif yükseldiğinde dikkatimi çekiyordu, ben herhangi bir bedduada bulunmamıştım ama cidden bir insanın ancak bu kadar Allah belasını verebilir diye düşündüm..

Çiftin erkeği supersonic diksiyonunu kıza da bulaştırmış, bir Mahsun Kırmızıgül türküsü kıvamında gerçekleşen sohbetlerinde internetten alışveriş yapmanın neden daha ucuz olduğunu kızımıza aktarıyordu. 3 sezon öncesine ait ürünler hala rafta alıcı bulmayınca yeni sezon olarak internete konuyormuş ve buradan ucuza satılıyormuş, tüm o Limango'ların, Markafoni'lerin olayı buymuş.

Bilen vardır, bilmeyen vardır. Ben bunun üzerine not düşmek istiyorum. Mağazaların eski sezondan kalan ürünlerini bir sonraki senenin aynı döneminde tekrar fiyat arttırarak yeni sezon gibi satması zaten bilinen birşey. Zira ürüne sote raflarda indirim yapıp sonra ortaya almak ve ilk indirimsiz fiyatından satarak stok bitirmek yine bilinen bir satış stratejisidir. Ancak internet sitelerinin olayı tam olarak bu değil.

Bu siteler başka firmalarla yaptıkları anlaşmalar sonucunda bir ürün portföyü oluştururlar ve ürünleri yine bu markaların adı altında kendi sitelerinde listelerler. Yani ellerinde aslında böyle bir ürün yoktur ve kampanya süresi boyunca topladıkları siparişleri kampanya bitiminde tedarikçiye iletir ve zaten satışı yapılmış olan ürünü depolarında kutulayarak alıcıya gönderirler. Bu işten de al/sat yada komisyon alır kâr ederler. Peki ürünler neden ucuz? Çünkü ortada hem toplu bir alım söz konusu, hem satılan binlerce ürüne rağmen elde stoklanacak mal olmadığından depo maliyeti yok. Mağaza maliyeti yok. Aynı şekilde bu iş bir organizasyon işi olduğundan çalışan personel sayısı bu çaplı cirolar çeken bir mağazaya göre çok daha az. Yine sadece sattığınız ürünün faturası kesildiğinden gereksiz stokun, satılmayan malın vergisini ödemiyorsunuz. Dolayısı ile tüm bu etkenler ürünün fiyatına yansıyor ve aslında ara toptancıdan mağazaya gelen fiyatın biraz üzerinde ürününüze kavuşuyorsunuz.

Sonuç bölümünde ise tabii ki bir türkü var, Belalım Yaban Çiçeğim.. 

Taraftar Grupları

Posted by durach

>> RESİM EKLENECEK <<



Yerelden ulusala taraftar gruplarına şöyle bir göz atalım kısaca.

Yerel ve yerel ötesi taraftar gruplarının bile bulundukları il, ilçe hatta mahallede yakın olmaları gereken gerçek ve tüzel kişiler mevcut. Bu çok aşikâr.. Bunu bazen gelir, bazen ayrıcalık, bazen ise gelecek kaygısı içinde yapan grup liderleri peşlerinden sürükledikleri kitlenin de bazen ağzına bal çalmakta, bazen ise attıkları nutuklar ile bu kişilerin gaz basıncını kontrol etmekte. Kimi gruplarda ise lider o kadar despot ki, hiçbir şekilde izahat vermesine dahi gerek yok.

Eğer bu tarz bir grubun içindeyseniz kendinizi bir anda Engelli Basketbol maçında, birkaç saat sonra ise Tarım ve Köyişleri Bakanının karşılamasında bulabilirsiniz. Tecrübe ile sabittir. Siz hem en birinci gerçek über taraftar olduğunuz, hem de maçlara para vermediğiniz için kendinizi şanslı hissederken liderleriniz kulüp idarecilerini, iş adamlarını ve ilgili/ilgisiz devlet erkanını ziyaret ederek "organizasyonlarda kullanılmak üzere" para toplamaktadır. Orta/Üst ölçekli bir catering firması kurmaya yetecek kadar para toplanmasına rağmen genelde tribüne yansıyan ekstra bir-iki pankart, birkaç meşale ve belki fazladan alınan 20-25 bilet olmaktadır.

Peki çıkarsız, maddiyata önem vermeden, sadece takım sevginizi ortak paydada buluşturabildiğiniz bir taraftar grubu yok mudur?

Umarım vardır.

Alper vs. Kampl

Posted by durach




Son iki Salzburg maçında izlediğimiz, sahada hem saçı hem de dinamizmi ile farklı olduğunu belli eden bir oyuncu vardı. Kevin Kampl. Transfermarkt verilerine göre yaşı 22, tahmini bonservis değeri ise 3milyon€. Bu paraya elbette satmayacaklardır zira 2012'nin ortasında 400bin€'ya almışlar Leverkusen ürünü ortasaha oyuncusunu. Yükselen bir değer ve futbol piyasasında bilhassa doğru bir transfer tercihi yaparsa adından söz ettirecektir. Ben yine Bundesliga'ya dönmesinin uygun olacağına inanıyorum.

Gelelim Alper Potuk'a. O da 22 yaşında ve Eskişehir A2'sinden Fenerbahçe ile CL ön elemesine uzanan bir kariyeri var şu an. Burada kıyaslamamız gereken en önemli nokta Eskişehir ve Leverkusen altyapılı olmanın oyuncu üzerinde yarattığı etkiler ve vizyon. Her ikisi de aynı yaşta, neredeyse aynı boyda ( 180cm Kampl, 177cm Alper ) iki oyuncunun saha içi sorumluluk ve özgüven ile nasıl birbirinden ayrıldığına dikkat çekmek istiyorum.

Alper'in fizik olarak Kampl'dan aşağı kalır yanının olmadığını dün sağ çizgide omuz omuza girdikleri mücadelede görmüş olduk. Alper bunun üzerine bir rakibini daha ekarte etmeye çalıştı ancak top auta gitti. İzlediğimiz Alper'in teknik becerilerinin ve dinamizminin de ne düzeyde olduğunu az çok biliyoruz.

Peki Eskişehir'de iken kendini göstermek için Fenerbahçe maçında harikalar yaratan Alper, neden Salzburg karşısında yani CL vitrininde yine kendini göstermek için sorumluluk almadı? Yoksa hedeflerine mi doydu? Daha lig bile başlamamışken bunun için eleştiride bulunmak mantıksız tabii ki ama ortada bir altyapı sıkıntısı olduğu açık. Benzer yetenekler, yaş ve fizikteki iki oyuncuyu dün izledik ve birinin seviyesi diğerine göre çok daha ilerideydi. Alper ise bu seviyelere belki 24-26 yaşlarında ulaşacak ve biz Avrupa'lıyı geriden takip etmeye devam edeceğiz.

Önsöz

Posted by durach



Öncelikle bir şekilde bu bloga uğramış ve satırlarımda göz gezdirmiş herkese merhaba.

Size kendimden bahsetmem gerekir ilk postumda. Efendim, bendeniz Feyyaz. Daha evvel yerdensutusttenaut isimli bir blog kurup ismini vermiş, banner vb tasarım düzenlemelerini yapıp bir süre burada yazmış ancak daha sonra buna çeşitli sebeplerle ara vermiş biriyim.

Sonralarda blog ortağım sevgili Halil daha aktif olmasının etkisi ile sayfayı spor içeriğinden Fenerbahçe altyapısı içeriğine çevirince benim de pek bir söz hakkım kalmadı zaman içerisinde ve en sonunda yazarlığımı da alıvermiş elimden sessiz bir sonbahar akşamı, canı sağolsun.

Peki bu blog sadece spor ya da Fenerbahçe mi yazacak? -Hayır efendim. Akışına bırakacağız. Kimse okumaz ise kendimle dertleştiğim, takip edenimiz olursa birlikte bir fikri geliştireceğimiz doğaçlama bir sayfamız olacak.

Kalın sağlıcakla..

https://twitter.com/fyyz_c